Tag Archives: moda

Dizilerin getirdikleri…

12 May

Diziler günümüzde TV’lerin önemi ve İnternet’in yükselişiyle hayatımızda yer ettiler. TV’ler neredeyse her evin baş köşesinde, eh İnternet ise her yerden daha çok vakit harcadığımız engin bir okyanus. Bu iki şey, dizileri hayatımızın ortasına yerleştirmiş durumda. Biz de G’ler olarak kimilerine evet, kimilerine hayır diyoruz.

Bugün Türk kanallarında yayınlanan, biz G’ler için “harika” olarak adlandırılabilecek dizilerden bahsedeceğim. Her biri farkı nedenden dolayı listemize girdi. Ancak hiçbir şeyin tek nedeni yoktur denir ya, her neden her dizi tarafından paylaşılmaktadır. Ve sevgili okuyucular, başlıyoruz.

Bir Hayat Öğretisi Olarak – Aşk-ı Memnu

Hangi nedeni saysam?

Esas nedene gelmeden şunları aradan bir çıkarayım…

Her zevke göre bir erkek: Kaslı seviyorsan Behlül, dişlek seviyorsan Nihat, esmer seviyorsan Beşir, yaşlı seviyorsan Adnan, şişman seviyorsan Süleyman Efendi.

Moda takip ediyorsan, ki ediyorsun, modayı az-çok belirleyen dizidir kendisi. Allah’tan Vogue geldi de, rahat bir nefes aldık.

Gelelim esas nedene… Biz G’ler, 10 kişiyiz. Bu 1’den fazla kişi olma durumu çeşitli yetenekleri beraberinde getirir, hayata yaklaşımı değiştirir, hiçbir şey tek yolla halledilmez hale gelir. Peki bu dizi bize ne öğretir? Hayatı! Firdevs Hanım’ın zekası, taktikleri, krizlerdeki tutumuyla bir G hayatta daha da başarılı olmayı bu diziden öğrenir. Ayrıca karmaşık aşk ilişkilerini çözmek, bunlara rağmen yaşamak G’lerin hayatlarında bolca görülmektedir. Eh, Aşk-ı Memnu’dan daha iyi bunu kim anlatabilir?

Bir Trend Olarak – Ezel

İzlemiyorum, ama yazmak zorundayım. Çünkü kendisini listeye sokan şey, beni de yazmaya iten nokta: Ezel yeni trend dostlar! Ezel izlemeyenler hayattan dışlanmaktadır, bakın bana, baya hayattan dışlanmış haldeyim. Ezel, ödül aldı, herkesin dikkatini çekti, eh G’lerin takip zorunluluğu da böyle doğdu. Şu dünyayı yönetirken insanların ne izlediğine dikkat etmemiz gerek, değil mi?

Gerçi durun, hakkını yemeyelim dizinin. Öncelikle iki fazlasıyla seksi insanı barındırmakta: Bir ilah olabilen (bknz. Yazı-Tura sevişme sahnesi) Kenan İmirzalıoğlu ve Özgür Çocuk günlerinden beri hayallerimi süsleyen Yiğit Özşener. Kendisinin dizide kötü bir karakteri canlandırdığı söylenmekte. Yakışır.

Ayrıca bence kendisi Kenan İmirzalıoğlu kadar kocaman bi insan değil, o da kendisini daha “fethedilebilir” kılıyor. Eh, bu da G dünyasında az buz şey değildir, değil mi Sevgili Okuyucular?

Bir Fan Club Aktivitesi Olarak – Kapalıçarşı

Bu dizide her şey Nejat İşler’in diziden ayrılmasıyla değişti arkadaşlar. Diğer dizilerin hayat öğretisi var, trend olma durumları var, zartları ve zurtları da mevcut.

Ancak Nejat İşler’in canlandırdığı karakter öldükten sonra yerine gelen karakter bu dizi için her şeyi değiştirdi. Evet, Engin Altan Düzyatan’dan bahsediyorum. Hatta kendisine o kadar hayranım ki, bahsedemiyorum. Diziyi bir ibadet gibi, Engin’in o harika fiziği ile muhteşem sesinin birleştiği mükemmel varlığı noktasında izlemeye çalışıyorum ama aklımda hiçbir şey kalmıyor. Bakın, bir G’ye yakışmayacak şekilde ayrıntılara önem vermeyen “onun canlandırdığı karakter” gibi tamlamalarla yazıyorum yazımı.

Engin Altan’ın büyüsü, Kapalıçarşı dizisini izlemeyi adeta bir Fan Club üyeliği aktivitesi haline dönüştürüyor. Kendinin yavru köpek bakışları dizide aşık olduğu karaktere çevrildikçe, benim şahsen içimde bir gram yağ kalmıyor, hepsi eriyor, bitiyor.

Sonuç olarak…

Sonuç olarak bu üç dizi, biz G’lere çok güzel şeyler getiriyor. Bu nedenle sevgili okuyucular, ben bu dizilerin başına otururken, belirli kazançları hesaplayarak oturuyorum. Siz de “Allahım, neden izliyorum ki?” gibi kimi sıkıntılara düştüyseniz, argümanlarımı bir kere daha inceleyin. Size çözüm vadediyorum. Aklınızda bulunsun.

Şu sakal ve bıyık meselesi…

8 May

Gözlemlerim beni bu önemli yazıya itti arkadaşlar. Ne olacak bu Türk erkeğinin sakal-bıyık sorunsalı? Herkes birbirinden görüp bir model olayına girişiyor, sonuç ise çok nadir “güzel” oluyor. Bu yazıda engin moda bilgimi sizinle paylaşıyor ve açıklıyorum: Kirli sakal dışında her türlü sakal-bıyık yasak!

Bıyık konusu…

Acilen belirtmeliyim ki Tom Selleck’in bıyıkları çok uzun zaman önce tarih oldu. Nejat İşler’in Tolga Karel ile sinsice Türk erkeğine önerdiği bıyık ise 2 ayda kabak tadı verdi. Her entel/salaş/karizma avcısı arkadaş bu bıyıklardan bıraktı, üzerlerindeki yün ceketlerle kışı geçirdiler. Kışı kötü geçirdik; ama yazın şile bezi gömlekleriyle bu bıyıkları dudaklarının üzerinde tutmaya hevesli olanlara bir dur demeliyiz.

Sakal önemlidir…

Ama şekilli sakal kötüdür. O abudik gubidik traş aletlerine bir yığın para bayılıyorsunuz ve ortaya ne çıkıyor? 12 saat sonra bozulan, çirkinleşen bir çizgi sakal ve etrafında ufak noktalar. Hele iki üç gün geçince bakılamaz hala geliyorsunuz arkadaşlar.

Ayrıca sevgili keçisakalı severler, durun. Ya bir yolunu bulup 1990’lardaki mühendislik fakültelerine geri dönün, ya da manzaramızı rahat bırakın. 2010 bitiyor, siz hala keçidir sakaldır peşindesiniz. Olmaz.

Tüm bu uyarılarımın faydalı olması temennisiyle kapatıyorum bu yazıyı. Aklınızda bulunsun.

Vanity Fair’dan Dünya Kupası kıyağı

3 May

Pek kıymetli Giddens’ın da belirttiği gibi (bkz. siz hiç aptal gay gördünüz mü?) G’lerin pek çoğu futbolu izlemekten, takip etmekten, oynamaktan pek hoşlanmazlar. Tabii ki bu futbolculara kayıtsız kalacağımız manasına gelmiyor. Eh, bilmeyenleriniz varsa diye söylüyorum (hani takip etmiyoruz ya) dünya kupası da yaklaşıyor. Fotoğrafçı Annie Leibovitz de boş durmamış, yanına kamerasını ve bayraklı boxer-slipleri alarak, Vanity Fair dergisinin haziran sayısı için şehir şehir dolaşmış. İyi de yapmış. Futbolcuların sadece “bayraklarıyla” maça çıkmaları gerektiğini de kanıtlamış bir yerde. Kanımca çekimlerin şampiyonu da açık ara Brezilya olmuş.