Tag Archives: ayna sendromu

G Tribi

5 Tem

Atalarımızın kurduğu toplum, aile, aşk, cinsiyet gibi kurumları elimizin -ve affedersiniz çükümüzün- tersiyle itiyoruz; yine de kabul etmek lazım, bu adamların kimi lafları gayet güzel. Bu blog’da, iğneyi ona buna batırmaktan hiçbir zaman çekinmiyoruz, ama kimi zaman çuvaldızla olan randevumuzu da unutmamalıyız.  Anlayacağınız üzere bugün biraz bizleri eleştireceğim Sevgili Okuyucular.

Bu yazıdaki konumuz triplerimiz. “G Tribi” adını verdiğimiz bu kimi zaman istemsiz ortaya çıkan tepkiler ta 40 metre uzaktan tanınabilir insan davranışları aslında. Şu sonu gelmez memnuniyetsizliğimizin, mükemmeliyetçiliğimizin, akranlarımız ve hemcinslerimize göre kat be kat fazla olan düşünceli olma halimizin ürünüdür bu tripler. “Afra tafra” klasmanında yer alan, hisleri belirtmek için kullanılan hareketler sözlerimizde veya beden dilimizde ortaya çıkar, davranışlarımızı yönlendirir ve biz bunları kullanarak karşımızdakiyle “iletişime geçtik” sanırız. G’ler o kadar çok şeyi sezdirmeden yapar, her şeyi çok güzel saklar veya süsler ki, kendilerini ifade ettikleri noktalarda da anlama işini yapan karşı taraftan aynısını beklerler.

“O masadan o an kalkıp tuvalete gittiğimde elbette X anlamalıydı ki, kendisiyle üç gün önce yaptığımız konuşmaya sinirlenmiştim ve o konuşmada adı geçen eski arkadaşımdan X ballandıra ballandıra bahsedince bundan bir kere daha rahatsız olmuştum.”

Bu ne komplike kendini ifade etme biçimidir? Sen kalk bir konuya sinirlen, üç gün konu hakkında hiç konuşma, sonra ilk görüştüğün anda bu rahatsızlığını dile getirme, ardından lafı dolaylı olarak açıldığında yavrum karşı taraf X hiçbir şeyden habersiz konuşurken ona tepki göstermek için tuvalet ziyaretini o ana denk getir, hah o da bundan her şeyi anlasın! Yok öyle şey, trip dediğin hedefi belli olmalı, terör saldırısı gibi vuran da vurulan da açıklamadan bilmeli bu hareketin nedenini. Bu kadar ince eleyip sık dokununca, aslında esas konunun ve esas tepkinin değeri de düşüyor, ama bunu anlayan o kadar az insan var ki aramızda (ki özeleştiri: Ben bile arada kendimi kaybederim. Burada ahkâm kesmeme rağmen gayet saçmalarım.).

Bir de şu müşkülpesentliğimiz var, yani her şeyi zor beğenişimiz. O gün eve aldığınız acıbadem mutlaka bayattır, restoranda gelen yemek soğuk, café’de getirilen soda sıcak, o mekan gürültü, bu mekansa çok sade, her yolda trafik var, her sokakta çok fazla insan. Bir türlü memnun olmaz kimi G’ler, hayatlarının aşklarını bulurlar, ona bile bir kulp takarlar. Sonra etrafındakilere trip de trip. Olmaz, böyle yaşanmaz ama hayat.

Bu saydıklarım aslında zamanla alışılan, belli bir süre sonra görmezden gelinen tripler… Bir de katlanılamayan, resmi olarak anlaşılamayan “denial içindeki G’lerin tripleri” var. Yani G olduğunu bir türlü kabullenememiş veya kendine itiraf etmemiş insanlarda biriken stresin bir anda gereksiz trip nöbetleriyle boşalması. En titrek orgazmdan daha şiddetli olan bu patlamalar çok garip yerlerde, çok alakasız zamanlarda ortaya çıkar. Yeri gelir ayağınıza basan birisine çılgınca bağırırsınız, yeri gelir siparişi yanlış getiren garsonu restoran işletmecisine şikâyet edersiniz. Dostlarınızın yakınlığına güvenip onları olur olmaz yerlerde azarlar ve hatta paylarsınız. Etrafınızdaki herkesin her şeyi sizin istediğiniz gibi yapması için gerekirse kulis faaliyetlerine girişirsiniz. “Onu istemem, bu gelmesin, şu niye burada” gibi laflar dostlarınızın verdiği davetlerde ağzınızdan düşmez. Bir mekana geç gelir, oradan mutlaka erken kalkarsınız.

Son örnek grubu için “yazık, öyle deme, hangimiz geçmedi bu yollardan” dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız Sevgili Okuyucular. Zaten benim esas hedefim bu “ayna”yı onların yüzüne tutup onları sarsmak, onlara yardımcı olmak ve artık “out” olmalarının onları çok rahatlatacağını belirtmek.

Yine carcarcar konuşmuşum, ama vallahi genel olarak kendime kızdığım şeyleri yazdım. Sonuçta bu blog sadece sizlerle fikirlerimi paylaştığım bir yer değil, kendime ve çevreme dair şeyleri keşfettiğim de bir yer. Burada yazılanlar “dur şu okuyuculara bir ders vereyim” denilerek yazılmıyor, “Bak yine şunu yaptım” denildiğinde de yazılıyor. Aklınızda bulunsun.

Reklamlar

“Coming out” Halleri

19 May

Önemli olaydır şu “coming out” muhabbeti. Yani gizlendiğin yerden çıkıp dünyaya açıklamak: Arkadaşlar, ben g’yim, evet, kabul ediyorum ve açıklıyorum–demenin Frenkçesidir “coming out”. Ben şahsen “açıklamak” yerine “coming out” diyeceğim bu yazıda. Neden’i bende kalsın, olur mu?

Ferzan Özpetek’in son “Serseri Mayınlar”ı sonrası da baya konuşulur olan bu konu karmaşıktır, bunun binbir hali vardır, ama ben şahsen çok temel olarak bunların ikiye ayrılması gerektiğini düşünüyorum. Coming out dediğiniz şey iki şekilde olur: Alkollü veya alkolsüz.

Alkolsüz olan en temizidir. İyice düşünülmüştür, açıklanacak aile bireyi veya dostlar karşımıza alınır, hafif bir kalp çarpıntısıyla açıklanır. Bu açıklamanın en güçlü olduğu nokta kendisinin “kesinlik unsuru”na sahip olmasıdır. Sonradan yalanlayamazsınız, geri döndüremezsiniz, karşıdakinin yanlış anlama imkanı yoktur. Netsinizdir, kesinsinizdir, çok güzelsinizdir.

Alkollüler ise iki şekilde olabilir: Sözle veya fiilen. Sözle arkadaş ortamında veya öyle uluorta söyleminizdir. İlkinden tek farkı kesinlik unsurunun hafifliği, kalp çarpıntısının kandaki alkol oranı nedeniyle olmaması bunun belirgin özellikleridir. Karşınızdaki “şu an çok sarhoşsun, sonra konuşalım” diyebilir, onun olgunluk eksiğine verin, geçin. Fiili açıklama ise en bombasıdır kesinlikle. Bir straight eğlencesinde beğendiğiniz adamı alır, kendinize çeker, öpersiniz ve gören kim varsa, öğrenmiş olur. Bu coming out kesinlikle en güzelidir, en doğalıdır, en safıdır. Bunu aşık olduğunuz adamla yapıyorsanız daha da güzeldir.

Başka coming out yolları da vardır elbet, ben daha çok kendi kullandıklarımı yazdım buraya. Ama hangi yolla olursa olsun, coming out hep güzeldir Sevgili Okuyucular. Aklınızda bulunsun.

G’lerin Ayna ile Savaşı (House – The Choice)

10 May

Uludağ Üniversitesi’nde katılmış olduğum Yayıncılık Hukuku’nda Güncel Gelişmeler Kolokyumu’nda gerçekleştirdiğim tebliğimden alıntıdır.

Dikkat diziyi takip edenler için spoiler içerir!

House’da bu hafta oldukça G bir konu ele alınmış: Yıllarca bir erkek ile ilişkisi olan hastamız ardından kendince tedavi olduğunu düşünerek gayet straight olduğu kanısında ve olaylar gelişiyor. Bir kişinin 10 insan gücünden 1 insan gücüne düşmesi oldukça meşakatli olsa da merak etmeyin onu hasta eden bu sözde tedavi değilmiş.

Burada esas tartışacağımız nokta “aynaya baktım sendromu“. Ancak öncesinde hastalarına karşı asla kibar olmayan House’un G’lik ile ilgili görüşlerine değinelim. House da hem baskın anne teorisine inanıp bunun sonradan gelişen bir durum olduğunu; hem de genetik olarak doğuştan varolduğunu savunan aklı karışıklardan. House’un tüm karizmasına rağmen bu konuda net bir çizgide olmaması ise kendisini çekici bulan bizler için sadece üzücü.

Gelelim “aynaya baktım sendromu”na. Şimdi dizide ex-G olan karakterimiz 3 yıllık ilişkisinin içinde bir sabah uyanmış banyoda aynaya baktığında kendinin G olmadığına karar vermiş. Dı-nı-nı Dı-nı-nı!  Yanlış cevap! Üzgünüz yanıldınız ve yanlış yoldasınız. Pişman olacaksınız.

Bunun henüz net bilimsel bir açıklaması yok ama sadece bu diziye konu olmuş bir olay değil. G’ler için tuvaletlerdeki aynalar kesinlikle bir şey ifade ediyor. Gerek bakımlı olduklarından, gerekse hayata tutunabildikleri için kendilerine duydukları hayranlığı görebildiklerinden; kendi kendilerine övgüler yağdırabildikleri yer o ayna. Aynanın karşısında dimdikler, aynanın karşısında kendileri değil kendilerine yakıştırdıkları var. Ne olursa olsun bu başarıya yakıştıramıyor işte bu sendroma yakalanmış G, G’liğini. Oysa burada ciddi bir paradoks söz konusu; o aynada sana bu kadar çok şey düşündürebilen ayna ile inkar edeceğin daha yeni yeni kabullendiğin G’liğinin ta kendisi. Kanma buna! Uyanık ol! G’sin sen, zorla gelişmiş bir zekan var! Nafile!

Yahu, adama sorarlar aylar yıllar olmuş eline başka erkek eli değmemiş, şimdi aynaya bakınca mı straight’liğin aklına geldi. Dizinin bu bölümünden çıkarılacak tek bir ders var değerli konuklar; banyodaki aynalar sadece tekrar inkara sebep oluyor. Artık kırınız! Aynanızı da zincirlerinizi de… Çünkü baydınız!