RuPaul’s Drag Race: Hayatımın Yeni Neşesi

16 Ağu

Türkiye’de gay doğmuş ve bunu uzun süre reddetmiş bireyler olarak çok zor şartlarda büyüdük. Korkunç bir kavram karmaşası “Zeki Müren vs. Bülent Ersoy” çerçevesinde yaşanırken, bu kavram kargaşasının içine kendimizi koymak  hep zor oldu. Yine de her şeyi aştık, ilk öpüşmenin paranoyasından saunalarda grup sekslere yelken açtık. Ne yalan söyleyeyim, benim için hala aşılamayan şeyler vardı ve Drag bunların başında geliyordu. Ta ki RuPaul’a kadar. RuPaul Drag’e bakışımı sonsuza kadar değiştirdi.

Kendisi ‘We are born naked and the rest is drag,’ yani ‘Çıplak doğarız ve gerisi drag’dir,’ dese de Drag’in daha az felsefi tanımını da yapmak lazım. Drag bir erkeğin baştan ayağa görünüş bakımından belirli bir zaman için kadın olmasına deniyor. ‘Tucking’ ile pipinizin görünürlüğünü ortadan kaldırmanızla başlayan bu ‘giyinme’ makyajınız, kıyafetiniz, peruğunuz, parfümünüz ve yürüyüşünüzle tamamlanıyor. Drag Queen ise bu giyinme işlemi olmadan şovunu yapmayan göstericilere verilen bir isim. Kıyafetleri genelde normal moda anlayışından daha şatafatlı, makyajları daha renkli, playback şovları ise çok çok daha eğlenceli oluyor. Türkiye’de var olan travesti, transseksüel, dönme ve daha bir sürü saçma sapan kavramsal paketlemenin üzerinde yer alan Drag Batı Dünyasındaki eğlence sektörünün önemli bir kısmını oluşturuyor.

Gelelim RuPaul’e. RuPaul 90lar ve erken 2000lerde başarılı sahne şovlarıyla dikkat çektikten sonra esas atılımını iki sene önce Logo TV’de yayınlanmaya başlayan ‘RuPaul’s Drag Race’ ile yaptı. Drag’e hak ettiği görünürlüğü kazandıran bu Reality Show, aynı zamanda Drag dünyasının kendi kurallarını da yeniden tanımladı. Bu programda Amerika’nın dört bir yanından gelen birbirinden yetenekli yarışmacılar her hafta farklı bir etkinlik yapıyorlar. Hafta içerisinde fotomodellik, oyunculuk, biçki-dikiş, tasarım, taklit gibi konularda yeteneklerini gösteren Kraliçelerimiz gala gecesinde RuPaul’ın ve diğer jürilerin önünde defileye çıkıyorlar. O hafta en kötü performansı gösteren iki yarışmacı ‘Playback’ finaline kalıyorlar ve RuPaul kimin gidip kimin gideceğine bu finalden sonra karar veriyor. Her şey 45 dakika içerisinde olup bitiyor. Ne drama eksik, ne skandal. Benim rekorum günde 6 bölüm izlemek, fazlası çoktan mustarip olduğumuz ‘gerçeklik kaybı’nı kötüleştirebilir. Benden uyarması.

RuPaul’ın Drag dünyasını ve benim bu dünyayı algılamamı değiştirmesinin nedeni sadece bu yarışma değil. RuPaul’daki özgüven Obama’ya parmak ısırtacak seviyede. Kendisinin dil ile oynayışı ise harika. Artık klasikleşmiş olan laflarının yanında, her bölümde İngilizceyi eğip bükmesi onu modern bir ozana dönüştürüyor. Benim favorim olan lafları ve tavırları ortamda kimse konuşmazken ‘Silence!’ diye bağırması ve ‘The time has come to lip sync for your life!’ diye superstar adaylarını finale göndermesi.

RuPaul’un bir diğer özelliği elemedeki tavrı. Elenmekten kurtardığı insanlara ‘Shante, you stay’ derken, elediklerine önce övgüler düzüp sonra ‘Sashe away’ demesi. Keşke hayat da böyle olsa, güzel bir yüzleşme sonrası kimilerine ‘Shante you stay’ diyip diğerlerine ‘Now, sashe away,’ desek.

Bu arada Sevgili Okuyucular, evet, son fotoğraf sizin için. Siz hiçbir yere gitmeyin, hep bizlerle kalın.

Not: Bu harika fotoğraflar için http://rupaulsays.tumblr.com/ ‘a teşekkürü bir borç bilirim. Guys and Gals at Sh*t RuPaul Says,  I know I have never asked for your permission, but I am sure you are happy to see RuPaul’s message disseminating through your fabulous pictures. If not, contact me, and I will try to deceive you, haha!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: